Ana içeriğe atla

Bir deneysel şiir: gotik enstantane

AĞZINDAN kan saçan bir hayvan 

Karanlıkta gözleri parlıyordu 

Yere baktığımda gördüğüm dehşet 

Kaburgaları ayrılmış bir ceset 


Anlatmıştı bana ta en başından 

Bu olayın gerçekleşeceğini cadı 

Uzun tırnakları, haçlı yüzüğüyle 

Henüz masaya sermeden tarotlarını 


Söylemişti bana, karanlıklar içinde 

Yere düşüp boynunu kırmadan önce 

Hani tevafuk olur ya sözle bir olay 

Dersin evet işaret, ezan gibi gelir oraya 


Kaburgaları ayrılmış bir ceset 

Nereden geldiğimi anlamadan buraya 

Elimden bırakmadım kartları asla 

Belki bozulur kehanet, fal, büyü 


Kendimi korkudan kapattım dolaba 

Bilmediğim bir hayvan yemeden cadıyı 

Saçıldı her yana tarot kartları, uyandı cadı 

Kalktı ayağa, kovdu hayvanı, açtı dolabı 


Dedi anlatma, gördüklerini kimseye, sakın 

Baktım ama görmeden, uykulu bir adım 

Attım dışarıya doğru, şiir gibi geldi etkisi 

Ayamadım, rüya mı gerçek mi, nasıl 


Kadın, karanlıklar kraliçesi gibi, gotik 

Büyücü, cadı, mecnun etti beni kendine 

Anlamadım ama dedim yine de anlatmam 

Ama ne oldu, fal baktın, hemen oldu ve niye 


Anlattı, o bir cindi bedenimi yiyen, ama 

Gördüğün, başka alem, ölmedim ben 

O beden başka beden, masa da dağılmadı 

Dolaba da girmedin, sadece tarot baktım 


Ve sen uyudun, gözün açık olarak, daldın 

Mekandan çıktın, ben anlattıkça kaçtın 

Kaçtıkça daldın; orada anladım, demek dokundu 

Korktuklarımı çıkardı önüme, sonuçta korkutur 


Geleceği bilmek herkesi, beni seni, şimdi anladım 

Cadı, gel beni çıkar bu faldan, bu sefer, kartları 

Güzel aç, bak dinliyor kapı aralığından o hayvan 

Korkma sen, dedi kırdım kalemini onun, gidebilirsin 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Grazie, Signore

AMADEUS filminin bir sahnesinde Salieri piyano başında beste yapmaya çalışıyor. O  notayı bu notayı deniyor. Deniyor, deniyor ve en sonunda istediği nota bağrından çıkıp parmak uçlarında yaşam buluyor. Piyanodan gelen sesler Salieri'yi mutlu ediyor. Gözlerini kısıyor ve gayet mütebessim bir şekilde karşı duvardaki Hazreti İsa heykeline bakıp "Grazie, Signore" -Teşekkürler, Efendim- diyerek şükranlarını sunuyor. Ve çalışmasına devam ediyor. Bu sahneyi çok seviyorum. Yaratıcı ilhamın geldiği bir kaynak vardır ve tüm sanatçılar bu kaynağa inanır. Söz etmese, konuşmasa da onu hisseder. İlham saatidir o. İlhamın geldiği ve sanatçıyı bir trans haline sokarak yaratım sürecinin başladığı saat. Sanatçı o zaman gürül gürül akar, bir motor gibi çalışır, eli hareket etmeye, sesi çıkmaya başlar. Ortaya muazzam bir resim çıkar tüm iç dünyasını yansıttığı. O iç dünyalar her insanda vardır. Ancak bunu ressam ifade edebilir ve insanların etkilenme sebebi de budur zaten. Benim iç sıkıntımı...

Spontane Timur

HİÇ aklımda yokken yola çıkma isteği geldi. Çantamı hazırladım ve yola düştüm. Uzun bir tren yolculuğu. Spontane gelişiyor her şey. Herhangi rastladığım bir motel buldum. Güzel bir akşam yemeği yedim. Öyle gelişigüzel geldim ki buralara kadar. Hangi şehirde olduğumu bile unuttum.  Tam olarak ayamadım ne yaşadığımın. Sonra yol yorgunluğuyla odama çekildim. Masanın başına geçtim. Çoğu motelde oda ufak da olsa bir aynalı masa olur illa ki. Koltuk olur. Kül tablası olur. Pencere. Temiz olduğuna inanmak istediğin çarşaflar. Banyo. E tamam işte. Yeter de artar.  Bir sigara yaktım, camı açtım. Heyecanla kitaplarımı masanın kenarına dizip bilgisayarımı önüme açtım. Yazmaya başladım. Şu an Kars'tayım. Her yer bembeyaz. Çok güzel kar yağıyor. İstanbul gibi değil. İstanbul'da yağsa bile iki gün anca kalıyor. Sonrası hep çamur.  Burada karın hası var. Kar burada kök salıyor adeta. Şehre hâkim oluyor. Hiçbir şey yapmak için gelmedim bu şehre. Sadece bir şeyi görmek istedim. Yıllardır ...

Dostoyevski ve Balzac'ın izdüşümü

RUSYA tarihinde '60'lar nesli vardır. 1860 ve 1870 yılları arasını ifade eder. Bu nesil genç entelektüellerin oluşturduğu bir rüzgâra kapılmıştır: Rus nihilizmi. 1853-1856 Kırım Savaşı yenilgisi bu rüzgârın oluşmasında başlıca sebep çünkü bu savaştan sonra Rus çarının yönetimi, büroksasisi, ordusu çağdışı görüldü. 1855'te II. Aleksandr ile büyük reformlar başlasa da yetersiz kaldı. Bu yıllar umutsuzluğun zirve yaptığı yıllardır. Turgenyev'in Babalar ve Oğullar romanı (1862) ve Chernyshevski'nin Ne Yapmalı? romanı (1863) gençleri etkiledi. '68-70'te de radikalleşme başladı ve bunun teröre evrilmesi sonucunda da 1881'de II. Aleksandr bombalı saldırı ile öldürüldü. Dostoyevski Suç ve Ceza (1866), Ecinniler (1871-72), Karamazov Kardeşler (1880) romanlarını bu genç nesillerden etkilenerek yazdı ve nihilizmin en yıkıcı hali olan Rus nihilizminin eleştirisini yaptı. Ki eleştirisini yaptığı kavram daha sonra Rus nihilistler eliyle evrilip gelişerek modern teröri...