Ana içeriğe atla

Kayıtlar

sanat etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Sanatta hakikat var mıdır?

HEP balıklama atladım başkalarının denizine. Çünkü insan gibi değil de bir balık gibi hissettim belki de. Sanki açık havada boğuluyormuşum gibi. Yerimde duramadım. Sürekli deniz kenarlarında gezinip dalış imkânları aradım. Halbuki hep biliyordum. Durumun farkındaydım da ama işte bile bile yapıyor insan bazı şeyleri. Aslında denizin dibinde nefes alamıyordum. İnsan bir kere kendini balık sanmayagörsün. Ne olduğunu reddedip de gerisingeriye dönen ve yutulup balığın karnında gezinen Yunus gibi. Olayın farkına varıp ne olduğunu anladığı zaman tekrar o balığın karnından çıkıp yoluna devam etmişti. Dikey olarak yani insan olarak o erdemler merdivenini çıkması, devam etmesi gerekirken o geri dönerek balığın karnında yatay deniz sahasında dolanıp durmuştu.  Yön kaybolunca insan hiç hissediyor ve insan olduğunu bile unutup insan gibi nefes almayı unutuyor. Başkasının denizine ve başkasının karnına düşüyor. Bir başkasında yaşıyor. Empatinin değil sempatinin olduğu bir yaşantı. Sempati de öyl...

Veled-i Sanat -bir Van Gogh yazısı-

RESİM yaparak var olabiliyordu sadece Vincent Van Gogh. Sanatın gövdesine tutunmuş ve o gövdeyi sıktıkça sanatı da etrafa ahtapot gibi kollarını yayıyordu. O kadar çok resim yaptı, o kadar çok üretti ki, hemen yanlış bir intiba ile bunların hepsi Vincent yaşarken insanlara ulaştı zannedilebilir; hatta öyle ki herkes tablolarla temas kurdu ve Van Gogh buradan da beslendi yaşarken denebilir. Halbuki hiç de öyle olmadı. Van Gogh yaşadığı müddetçe 1 tane tablo satabildi sadece. Dünya çapında ses getirmesi ve tablolarının satmaya başlaması kardeşciği Theo'ya olan mektuplarının ortaya çıkmasıyla başlar. O mektuplardaki samimiyet, içtenlik, hayat mücadelesi, acziyet okurları çarpmıştır adeta. Van Gogh'un ruhunu insanlar mektuplarında yakalamıştır. O ruhla çarpılanlar da adeta akın akın tablolarını almış ve bugün de adına yapılan müzesine gidip o ruhu görmek istemişlerdir. O ruh halindeki Van Gogh acaba akıl hastanesinde kaldığı müddet içerisinde durduğu bir köşeden yaptığı resimde o k...

Çatlak duvar

DÜZENLİ olarak dergiler tarafından reddedilmeye başladım. Bu hoşuma da gidiyor ve iyiye işaret çünkü en azından geri dönüş alıyorum ve en azından bir ritme girdim. Daha kıymetli bir şey olabilir mi? Bir dükkânın olsa her gün gitmen gerekir. Bir sahafta işe başladıysan her gün kitapları düzenlemen gerekir. Saatçiysen her gün ayarlarına, camına ya da saatle ilgili ne gerekiyorsa onu yapman gerekir. Nefes alıp veriyorsak hala içimizde bir şeyler devindiğindendir. Sadece kalbin fizik tarafının kan pompalaması değil aynı zamanda enerji pompalayan insan yanımızın da; umutlu, tutkulu yahut imanlı yanımızın. Artık yeni oyunum bu. Dergilerden ret yemek. Türlü çeşitlilikteki edebiyat kültür sanat dergilerinden. Kimine şiir, kimine öykü, kimine deneme, inceleme, araştırma, kimine tarih metinleri gönderiyorum ve o kadar çok tarihi yazar kişiliği var ki bu konuda ilham aldığım. Yazar da şart değil, ressam da var. Mesela Vincent Van Gogh. Benim yasak aşkım. Neden yasak? Çünkü onunla çok düşünsel bağ...