ODAMDA otururken kapıma geldi. Bedeni çok yorgundu. Taşıyamıyordu artık. Yerde sürünerek yürüyebiliyordu. Kapımın tam eşiğinde durdu ve başını yan yatırarak yere uzandı. Uzun uzun bana baktı. Bu bir vedalaşmaydı. Son bir bakışma. Banyoda klozetin kenarında saklanarak yatıyordu. Nefes alıp vermekte çok zorlanıyordu. Hiç hali yoktu. Vaziyetini göstermemek için kenarlara girip saklanıyordu. Son bakışmamız olduğunu bilmiyordum ama çok anlamlı bakmıştı. Meğer mutfağa gidecekmiş ve öncesinde gelip benim odama fazladan adımlayarak bana veda etmek istemiş çünkü her bir adımı artık onun için ızdıraptı. Gözleri parlıyordu, biraz da nemliydi. Sonra kalktı ve ağır adımlarla sürünerek mutfağa gitti. Yere uzandı. Bundan tam on iki yıl önce Çiftehavuzlar'ın Yeşil Bahar Sokağı'nda otururken, kış mevsiminin en soğuk günlerindeyken bir yavru kedinin miyavlama sesleri gelmeye başlamıştı. Çok tiz bir ses. Bir yakarış gibi ama sesin nereden geldiği belli değil. Evin ön balkonundan, arka pencerelerd...