SEBEPSİZ gelen huşu. Ne tatlıdır. Ve pek de garip. Usulca gelir. Kapıyı da tıklatmaz. Aralıktan girer içeri. O kadar. İşte buradadır. Üzerine düşünemezsin de. Seni sakinleştirir. Gevşersin. Aklederek gelmemiştir ki üzerine düşünebilesin. Sebepsizdir. Hem zaten kendisi de izin vermez. Çünkü sancı geçince sorular biter ve düşünme de. Felsefe sancı işidir. Geçmeyen sancıların neticesidir. Açıklamaya çalışmalar, tanımlar, sebep sonuç zinciri kurma derdi. Huşu geldiği an melankoli gider. İnsanın göğsü genişler. Tanrı'nın keremi ilahisi olmalı bu. Şükran duygusu farklı bir şey. Bir şeye ya da bir şey için değil teşekkür etmek gibi değildir sanki. Sanki teşekkürün kendisi gelmiştir. Heidegger, metafiziğe kendini bırak metafizik kendisini açıklar der ya hani. Tıpkı onun gibi. Hem düşünmenin en zirve noktası da şükran halidir der. Düşünmek demek ki çok farklı bir şey. Tetikleyicisi sancı ancak nihayeti şükür. Angst der Heidegger ancak bir şeye ya da bir şey için Angst değil. Yine kendinden ...