FARE labirentinde dönüp dolaşıyoruz sanki. Doğunca bizi buraya bir el parmak uçlarıyla nazikçe bırakıyor. Bir ömür bu labirentin içinde dönüp dolaşıyoruz. Ölüyoruz ve yukarıdan yine aynı el uzanıp parmak uçlarıyla aynı naziklikle bizi alıp o labirentten çıkarıyor. Labirentin dışına çıkmak mümkün değil. Labirentin sınırları yaşamımızın dışı çünkü. Doğumla ölüm arasındaki vaka. Parantez. Kimi için çok karmaşık, kimi için cehennem, kimi için çok güzel bir bahçe labirentin labirentliğini unutturan, kimi için bir görev, kimi için Camus gibi her şey absürt ve yaşananlar absürtçe tıpkı Sisifos'un her seferinde tepeden düşen kayayı tekrar ve tekrar yukarıya çıkarmaya çalışması gibi, kimi içinse bir sûfînin bakış açısı gibi. Sufi labirentin bir köşesine çekilir ve Kınalıadalı Şefik Can'ın tabiriyle sûfîcesine murâkabeye dalar. Adamın birisi gelir ve bak der Kuran'da bu dünyayı, içindekileri, güzellikleri temaşa edin yazıyor. Sen ise uyuyorsun diye her rahatsızın rahatsız edici yakla...