Ana içeriğe atla

Kayıtlar

anı etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Hüdayi naber? (anı)

 " Çatıya çıkıp ara sıra Sumida Nehri'nden esen cılız,  kasvetli esintiyle yıkandık  ve tepeden tırnağa  sefil bir yaz ziyafeti çektik."  İnsanlığımı Yitirirken, Osamu Dazai    Yıl 2013. İskenderun'dayım. Hatay. Acemi birliğindeyim. Denizci askerim. Hava çok sıcak. Herkesin saçı kısa ve herkes yanmaktan çikolata gibi olmuş. Aramızda hiç fark kalmamış. Güneşin altında marşlar söyleyerek uçsuz bucaksız yollarda amaçsızca yürüdüğümüz yıllar. Yine de güzeldi. İnsan bir bütün hissediyor o oluşumun içinde. Yalnızım ama bir şehre yürüyen ordu gibi. Jean-Paul Sartre'ın Bulantı adlı romanındaki bu sözünü hep kalbimde hissetmişimdir. Bu sefer mecazı bir de gerçek olarak deneyimledim, iyi oldu. Yaşasın edebiyat! Başı sonu belli olmayan, yolların kenarları sadece yeşillik ve ağaçlıktan ibaret bir yerde, kızgın güneşin altında, gıdım gıdım atılan adımlarla bir yek vücut olarak yürüyorduk. Öyle iyi geliyordu ki, birinin bana söylediği "Sen askere git, psikolojine iy...

Kayseri'de Gördüğüm Gizemli Gölgeler

BİR gün Kayseri'ye gittim. Etrafı geziyorum. Sokaklarını, insanlarını, mimarisini anlamaya çalışıyorum. Karşıma Hunat Hatun Külliyesi çıktı. 1238 yılında yapılmış. Uzaktan gördüğüm zaman önce şaşırdım. Yaklaştıkça hayranlığım ve ürpertim arttı. Tam önünde durduğumda ise başka bir dünyada gibiydim. Başka bir evrene ait bir yapıydı bu çünkü. O bildik camilere benzemiyordu ya da kiliselere. Gayet sade ve mütevazi bir yapıydı. Ama kapısı pek mütevazi değildi. Kapı yapının kendisinden büyüktü. O ihtişamı, işlemeleri, devasa yapısı ile adeta altında eziliyordunuz.  Bunu Osmanlı yapıları için söyleyemem ama bu Selçuklu yapılarında Doğu'nun mistisizminin, gizeminin, sırrının izlerini mimarisini yaşayarak bire bir ruhunuzda hissedebilirsiniz. Tasavvuftaki o kapı metaforu. Hakikat kapısı. Oradan geçerek başkalaşmak. Benliği geride bırakmak. Bütün bu okumaların metni adeta bir mimari yapıya bürünmüştü gözümde. Kapıdan geçtikten sonra uzunca bir koridor vardı.  Kapıdan geçmiştik ama sanki...

Mistik Kedim Toprak'ın Anısına (15 Kasım 2011 - 31 Temmuz 2023)

ODAMDA otururken kapıma geldi. Bedeni çok yorgundu. Taşıyamıyordu artık. Yerde sürünerek yürüyebiliyordu. Kapımın tam eşiğinde durdu ve başını yan yatırarak yere uzandı. Uzun uzun bana baktı. Bu bir vedalaşmaydı. Son bir bakışma. Banyoda klozetin kenarında saklanarak yatıyordu. Nefes alıp vermekte çok zorlanıyordu. Hiç hali yoktu. Vaziyetini göstermemek için kenarlara girip saklanıyordu. Son bakışmamız olduğunu bilmiyordum ama çok anlamlı bakmıştı. Meğer mutfağa gidecekmiş ve öncesinde gelip benim odama fazladan adımlayarak bana veda etmek istemiş çünkü her bir adımı artık onun için ızdıraptı. Gözleri parlıyordu, biraz da nemliydi. Sonra kalktı ve ağır adımlarla sürünerek mutfağa gitti. Yere uzandı. Bundan tam on iki yıl önce Çiftehavuzlar'ın Yeşil Bahar Sokağı'nda otururken, kış mevsiminin en soğuk günlerindeyken bir yavru kedinin miyavlama sesleri gelmeye başlamıştı. Çok tiz bir ses. Bir yakarış gibi ama sesin nereden geldiği belli değil. Evin ön balkonundan, arka pencerelerd...

Düşersen Yola Düş

"ELBET bir gün kendime bir aile kuracağım" umudu ile kendimi motive ediyordum çalışırken. Ve yine elbet, psikolojik sorunlarım çözülmemişti. Nasıl unutabilirim ki o 10 yıl önceki Adana sokaklarını. "İş sende bitiyor" demişti bana, babasının birlikteliğimizi kabul etmesi için çünkü çözülmemiş çok sorunum vardı; başta psikolojik, sonra iş güç, vesaire. Nitekim son görüşmemizdi, "görüşürüz" havası bile yoktu, bir veda olduğu belliydi. Şimdi evli ve çocuk sahibi. Herkes yerinde iyi olsun. Ve yine buradan da bir 10 küsur yıl öncesine gittiğim zaman hep bu hallerin öncülleri vardı. İnsanın handikapları neticesinde potansiyelini ortaya koyamaması halleri. Aklıma ilk gelen anı ortaokuldan. Okulun o bildik yalnız ve dışlanan çocuklarındandım. Arkadaşlar futbol oynadıklarında genelde kenarda otururdum. Oyuna alırlarsa da anca kaleye geçerdim. Bir gün her nasılsa beni oyuna almak zorunda kaldıklarında kalede oynayan çocuk yer değiştirmek istemedi. Ben de orta sahada ...