BİN bir parçayım. Dağılmış. Oradayım ve burada. Her yerde. Bin bir parça. Savrulmuş. İki büyük el geliyor su alır gibi alıyor ve dökmeden tutuyor beni. Dökülüyorum ama. Bin bir parçaya. Islatıyorum etrafı. Siliyorlar beni bezle. Şimdi bezdeyim. Islak bezi kokutuyorum. Sıkıyorlar beni. Akıyorum. Gidiyorum. Sabit duramıyorum. Hiçbir olan şeyi de açıklayamıyorum. Bir sahibim var, inanıyorum ama onca olan şey arasında da onu bile çok unutuyorum, değil sadece kendimi ve etrafımı. Sonra geliyor iki el bir yere savrulmuş olan kalbimi alıp geri takıyor göğsüme, karaciğerimi, akciğerimi, elimi, kolumu, bacağımı alıp beni bir güzel toparlıyor yeniden ve yeniden ve yeniden ve yeniden ve yeniden. Akıyorum ama. Dağılıyorum. Kayıyorum. Selçuk Baran mıyım neyim? Üstelik öykülerim de yok. Öyküleri olmayan bir Selçuk Baran. Ne olup bitiyor acaba? Biri bana açıklayabilir mi? Ey bulutlar! Biraz açılın. Allah'ı göreyim. Bin bir parçayım çünkü. Dağılmış. Orada ve burada. Her yerde. Savrulmuş ve iki el gelir. Toplar, siler, sıkar. Akarım, kokarım, sıkılırım. Parçayım. Avuçlar arasında. Bulutlar. Ey. Allah. Anlamıyorum? Ça. Yım. Par. Mış. Da. Ğıl. Ra. Da. O. Lah. Al. Lut. Bu.
RUS tarihinde ‘60’lar neslinin yaşadığı bir vaka vardır. Bu vaka 1860 ile 1870 yılları arasında vuku bulmuştur. Entelektüellikleri kıpır kıpır olup yerinde duramayan bu neslin gençlerinin Rus nihilizmi rüzgârına kapılması vakası. Bu rüzgârı estiren başlıca sebeplerden birisi olan, 1853-1856 yılları arasında cereyan etmiş Kırım Savaşı hezimetidir. Bu hezimet, başta genç entelektüeller olmak üzere, insanların uyanışına vesile olmuş ve artık Rus çarlığının yönetim biçiminin, bürokrasisinin ve ordusunun ne menem bir şey olduğu, mevcut çağa yetişip yetişmediği üzerine yüksek tonda sorgulamalar ve tartışmalar başlatmıştır. Savaş bitmeden bir yıl önce çarın anlamsızca büyük reformlara girişmesi ve bunlar çok geç kalınmış reformlar olduğu için bir de yetersiz kalıp insanlardaki umutsuzluğu daha da hızlandırmasıyla yönetim kendi kendine üzerine tuz biber ekmiştir. Böylece Dostoyevski’nin de (1821-1881) eleştireceği o Rus Nihilizmini oluşturan psikolojik alt yapı her bakımdan ta...
Yorumlar
Yorum Gönder