Hayat, bedenin doğumu ile başlayıp bedenin ölümü ile biten bir parantez değildir. Bedenen yaşayıp ruhen ölen insan çok. Tam tersi olarak bedenen ölüp ruhen yaşayan da çok. O taptaze ve canlı ruh nereye gidiyor? Daha bedenen yaşarken kabına sığmayan o ruhun ölmeye niyeti olur mu? Peki ya bedenen yaşayıp ruhen ölenlerin bedenleri? O bedenler de etrafını kırar döker ve sırf zarar verir hem kendine hem etrafına. Ruhen dirilikte ise sırf fayda ve iyilik vardır.
Her birey o kadar nevi şahsına münhasır ve kabına sığmazdır ki, insanı biz kalıplara sokmak istesek de insan aslında tanımsız ve bilinmezdir. Uçsuz bucaksızdır. Bu durum gözümüzü korkuttuğu için bir yerde durup tanım veririz. Çünkü tanımlara göre yaşarız ve bu pratik hayatı kolaylaştırır. İnsan tanımı ise hep havada asılı kalır. Duvara asılıp okunmayan Kuran gibi.
Hangi renk, coğrafya, kültür ya da tecrübeden geçilirse geçilsin insan evladı kendi şahsi seçimleriyle birlikte hep Allah ile baş başadır. Bu noktada pazarlık kabul etmeyen bir konu vardır ki o da kalbin temizliği konusudur. Kalp temizliği mevzusu ruhani yolculuğun ana mevzudur. Mistisizm denilen anlayış. Tasavvuf. Sufizm. Spiritüalizm.
Nedir mistisizm? Bir nokta belirlemektir. Dini mükellefiyetlerin sevdiğimiz bir şeyleri elde etmek veya cehennemden kaçmak için yapılmasından ziyade belirlenen noktaya ulaşmak için yapılmasıdır. Çünkü noktaya yaklaşıldıkça benlik erimeye başlar. Benlik erirken istekler erir. İsteklerin erimesi demek beklentinin erimesi demektir. Beklenti kalmayınca acı, korku ve hüzün de kalmaz. İşte bu nokta kadere de tevekkül noktasıdır. Çünkü bu noktada haksızlık kalmaz. Her yerde Hak vardır çünkü. Hak yeme vardır ama bunun her zaman bugün ya da yarın bir karşılığı olur. Bu yüzden haksızlık yoktur. Ama imtihan vardır.
İşte mistisizm de arınmak olduğu için biri tekrar bir görme sanatıdır. Ancak arınma yoksa biri iki görürüz. İkilik varsa bir taraf haklı bir taraf haksızdır. Ama teklik olduğu zaman problemler çözülmüş olur. Bunlar ise hep kişinin kendi içinde yaşadığı hadiselerdir. İşte bu hadiseler birin iki olması ya da ikinin bir olması şeklinde tecelli ederken biz de duygularımızda değişimler yaşar ve sürekli eski hayatlardan yeni hayatlara geçeriz. Ne zaman noktaya daha da yaklaşırız o zaman hayat değişimleri de azalır ve gerçek hayat olan noktaya doğru iyice erir ve temizleniriz. Huzursuzluk ve kaos, karmaşa biter ve huzurlu bir şekilde eve döneriz.
*Resim Van Gogh'a ait. Yağmurdan sonra Auvers'te manzara. 1890.

Yorumlar
Yorum Gönder