GERÇEKTEN üretime geçmeyince içte baskılanan itki ruh halini karanlığa çeviriyor. Bu ister yazarlıkla ilgili olsun ister de diğer yaratıcılık içeren herhangi bir sanat dalıyla ilgili olsun. O karanlıktan boğularak bakılan ruh hali elbette neye dönüştüyse yine kendisi gibi olan aynı çeşit boğulmaları görmeye başlar. Hiçbir yerde ümit görmez. Suçlaması da kendi halidir. Çünkü girdiği halde ümit yoktur ve bunu kendi kendisine yapar. Nasıl yaptığını da bilemez, bu yüzden ayna olanları suçlar. Aynada ise yine kendi bu halleri vardır. Kendi asli hüviyeti değil çünkü kendi asli hüviyetini de boğmaktadır. Yani o parlayan yaratıcı yanını. Boğulan odur. Izdırabını ise kendisi çeker. Bu bir nevi bedel ödemektir. Sen beni boğarsan beni de seni yaşatmam. Yaşamak mı istiyorsun bu hayatta ölene dek kendini uyutacak işlerle ve zaman geçirmeyle lanetlendirildin. Seni lanetliyorum. Şimdi istediğin kadar debelen. Mübarek olsun yeni yaşamın diye bizle konuşulur sanki. Gardıroba katlanarak kat k...